ANA’NIN ÇARESİZLİĞİ…

Eşref ÖZGÜR

17-02-2026 14:43

Üç çocuğuyla baş başa kalmıştı, eşi ortalıktan kaybolduğu zaman. Üçü de henüz okul çağına gelmiş değildi. Anne çaresizliğin içine terkedilmişti. Bir yandan maddi sıkıntı, diğer yandan yalnızlığın acısı kalbini kemiriyordu üç yıldan beri. Çocuklar bu olan bitenlerden sanki de habersiz gibiydi önceleri. Orhan en büyükleriydi, acı durumun farkına varmış veya babasızlığın acı gerçeğini hissetmeye başlamıştı. Akşamları köhne kira evlerinin önünden geçen semt sakinlerinden başka çocukların babalarını görürdü ellerinde alış veriş poşetleri ile. Başka çocukların, babalarını heyecanla beklemeleri onu derinden etkilerdi ve kendi hallerine çok üzülürdü.

Vakit akşam üzereydi:

“Herkesin babası akşam olunca evlerine geliyor, bizim babamız niye gelmiyor anneciğim?” diye soruverdi.

Anne ne cevap vereceğini şaşırdı. Hem bu vaka’dan, hem de evladının sorduğu sorudan kahrolmuştu.

 “İnşallah sizin babanız da bir gün gelir” diyebildi. Halbuki boş bir kandırmacaydı bu.

Eşi ortalıktan kaybolunca karakola başvurmuştu. Uzun zaman geçmiş olmasına rağmen bir hayır haber yoktu. Kendilerini terk mi etmişti, yoksa başına bir hal mi gelmişti. Kim bilebilirdi?

Zaman zaman karakola gidişlerinden en ufak bir bilgi edinememenin derdi hepsinden daha da çok kahrediyordu kendisini.

Güneydoğu’dan göç etmişlerdi bu büyük şehre. Onlar da büyük hayallerle gelmişlerdi bütün hemşerileri gibi. İş bulup çalışmak ve sonra ev sahibi olmak en büyük hayaliydi Reşo efendinin. İnşaat işlerinin her çeşidi gelirdi elinden. Bir taşeron firmada çalışmaya başlamıştı inşaatlarda.

Şirket sahibi de Reşo efendiyi merak edip evine kadar geldi ilk günlerde. Her gelişinde ailesine erzak getirmişti belli bir müddet. Daha sonraları gelmez olmuştu…     

                                                                    ***

Çok çaresizdi kadın bu akşam. Küçücük yavruları açtı. Günlerden beri temizlik işi de bulamamıştı. Elde avuçta beş kuruş yoktu. Ama bir şeyler yapmak lazımdı. Aç ölmek daha da vahimdi. Bıraktı çocuklarını yapayalnız köhne evlerinde ve düştü varoşlardan caddeye doğru. Bir parça ekmek için her şeye razıydı artık. Yoksa canından çok sevdiği iki kızı ile oğlu Orhan açlıktan ölecekti. Bir kutu süt bir ekmek iş görebilirdi şu anda…

Saat epey geç olmuştu. Caddede bütün dükkanlar kapanmıştı. Bir büfe önünde dört erkek ayak üstü konuşuyorlardı. Bitkin ve bir kemik bir deri olan kadın yanlarına geldi.

 “Bana bakar mısınız, üç çocuğum evde açlıktan baygınlık geçirdi. Birkaç lira para verseniz köleniz kulunuz olur, ne isterseniz onu yaparım, anladınız mı ?” dedi. Erkekler şok oldu kadının bu sözlerinden.  Mustafa bey çabuk toparladı kendisini. Cebinden bir miktar para çıkardı ve “haydi arkadaşlar daha ne duruyorsunuz” diye azarlı bir şekilde uyardı arkadaşlarını. Onlarda ceplerinden birer miktar para çıkarıp kadına verdiler.

Kadın gözlerinden akan yaşlarla utangaç bir şekilde:

“Sizin emrinizdeyim, istediğiniz yere gidebiliriz” dedi.

Mustafa bey, çok derinden etkilenmişti; Bizden sana helal olsun verdiğimiz paralar bacım, bir an evvel çocuklarına git. Suç sende değil, seni bu duruma düşürenler utansın, diyebildi ancak.

SON

Esen kalın

Eşref ÖZGÜR- Akdeniz Balkan Türkleri Federasyonu Bilim Danışma Kurulu Üyesi

DİĞER YAZILARI ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN 01-01-1970 03:00 ARKA TOPRAK 01-01-1970 03:00 “GERLOVA – TOZLUK TÜRKLERİ VE KÖYLERİ” KİTABI 01-01-1970 03:00 BİZİM MAZİMİZ - 10 01-01-1970 03:00 ÇILDIRTAN AYRILIK 01-01-1970 03:00 SARI TEKE 01-01-1970 03:00 SİYONİSTLERİN SON MANEVRASI... 01-01-1970 03:00 BİZİM MAZİMİZ - 9 01-01-1970 03:00