DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Eşref ÖZGÜR
Eşref ÖZGÜR
Giriş Tarihi : 27-07-2026 14:52

MACERAPEREST

Kapıldığı sevdaya bazen şaşıyordu kendi kendine. Tesadüfen tanışmışlardı Eski İstanbulluk otogarında. Aklına gelince delicesine gülüyordu. "Maceraperestsin" demeden geçemiyordu. Olacak şeymiydi, o daha on yedisine yeni basmıştı, Şirin ise otuzun üstündeydi. İsmi gibi narin bir Çingene güzeliydi. Kaşları çekik ama, gözleri çakır mı çakırdı. Cilvesi bire bin parça, yakmıştı abasını. Simsiyah saçları omuzlarına yaslanmış, yüzünü bir ay parçasına çevirmişti sanki. Konuşması kibar, güleç yüzü karşısında bulunanı büyülüyordu adeta. Altın dişi dudaklarını açıp kapatırken ayrı bir çekicilik veriyordu. Bu nedenle de "Altın Diş" lakabı ile küçük kasabada isim yapmıştı. Zamparalar peşinde eksik olmazdı, ustaca vücut güzelliğini sergilemekten büyük zevk alırdı. Şehir parkı şehrin kenarına yapılmıştı. Erguvanlar yeşil mi yeşil, hele bahar da gelince etrafa mis gibi koku saçarlardı. Şirin bu parka hayrandı, bana ise sırılsıklam aşık. Her fırsatta burda soluk alır, kumrular gibi koklaşırdık. Parkın uç kısımlarında öyle tenha yerler vardı ki, biz oraları tercih ederdik hep. Sarmaşıkların sarmaş dolaş olduğu bir ağaç türü vardı, bu gün de bilmem adlarını. Öyle bir gizli yer oluşturmuşlardı ki, bu ufak agaçların altında iken biz, çok yakınımızdan geçenler bile göremezlerdi bizi. Sevdalılar oturaklar getirip yerleştirince, gizli aşk yuvalarına dönüşmüş buralar sanki.

"Alişimin kaşları kare / Sen açtın yüreğime yare" Rumeli türküsünü  kucağıma yatar da söylerdi. İşte o zaman beni bir efkar alırdı pençesine ve sonra da vicdan muhasebesi sarardı bedenimi. "Niye öyle yine daldın Ferhat'ım" derdi Şirin. Her ne kadar birbirimizi sevsek de, bunu geçici bir macera olduğunu ikimiz de bilidik. Ferhat ismini de o bana yakıştırmıştı. Bir tek onun Ferhadıydım dünyada, kalan herkes beni Şeref  bilidi, doğrusu da buydu.

Ferhat ile Şirin Destanını okumuş etkilenmiş, çok hoşuna gitmiş. Bu sbepten bana Ferhatım derdi, başka da bir şey demezdi.

Yıllar önce bir evlilik geçmiş başından. Ah çeker anlatırdı zaman zaman. Yaşlı bir anası vardı, başka da kimsesi yoktu bu dünyada. Komşuları Marıyka nene diye çağrırlardı anasını, Şirin ise Aniko derdi. Yaşlılığın getirdiği ağır başlılık, çok mütevazı kişiliğiyle bütünleştirmişti Şirinin Anikosunu.

1962 senesinde Aliş'ini kaybetmiş. Merak etsem de yarasını deşmemek için soramamıştım. Bir akşam yine o çok sevdiğimiz Şehir Parkındaydık. Dedi ki:

Ben bir Maceraperastim, üstelik bir de Çingene duluyum. Yollarmızın apayrı olduğunu biliyorum. Ama sen bende, yüreğimde Ferhat olarak kalacaksın. Sana bir gerçeği anlatmam gerekiyor diye düşünüyorum. Müsaade edrsen eğer;

Tabii dedim.

Benim gerçek ismim Ayşe. Şimdi ise Anna dedi,sustu.

Anlatsana Şirin, dedim.

Başını öne eğdi, kirpikleri ıslaktı, kısık sesle duyulur duyulmaz konuşmaya başladı:

Altı aylık hamileydim. Aliş'im yeni işinden dönmüştü. Aniko da bizimle kalıyordu. Akşam karanlığı çoktan çökmüştü. Alişim akşamları bir kaç kadeh atardı, ben de türküler söyler, zilli de maşa çalardım. Kapı kırılırcasına dövüldü. Belinledik. Cesur du Alişim fırladı kalktı. Milislerdi gelenler. Hakaretli konuşmalarıyla beraber, isimlerimizi değiştirmeye geldiklerini söylediler. Alişim direndi, kaşla göz arasında bıçağı kapar kapmaz Milise sapladı. Piştoflar patladı, Alişim yere serildi. Ötesini hatırlamıyorum, beni komşular hastaneye kaldırmış. Düşük olmuş, kendime geldiğimde Aniko başımda ağlıyordu. Mutlu ocağımızı söndürmüştü Barbar Milisler. Alişimi verdikleri yeni Asen ismi ile gömmüşlerdi Bulgar mezarlığına...

O günden sonra da benim adım oldu Anna. Ben ise seni tanıdıktan sonra oldum Şirin, sen ise benim Ferhat'ımsın değil mi? Dedi...

Esen kalın.

Eşref ÖZGÜR - Akdeniz Balkan Türkleri Federasyonu Bilim Danışma Kurulu Üyesi

MERSİN - 0 542 625 42 14

NELER SÖYLENDİ?
@
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA