DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Eşref ÖZGÜR
Eşref ÖZGÜR
Giriş Tarihi : 04-04-2026 18:24

BİZİM MAZİMİZ - 10

Bizim kuşak Balkanlar coğrafyasında daha bir değişik kültür ve görenekler içerisinde yetişmiş olduğu içindir ki, Anadolu'ya adapte olmaları çok zor oldu.

Hatta bazı konularda yarım asır geçmesine rağmen uyum sağlayamadıklarını bu nesilden dinledim ve acı bir hadise olmasına rağmen "Soydaş" olarak gelen bir çok Bulgaristan Türkü, değişik iş kollarından emekli olduktan sonra "Çifte vatandaş" statüsüne sahip olan hemşerilerimiz ata diyarı köylerine yani Bulgaristan'a geri döndüler. Hem de 25 yıl TC'ye hizmet edip de emekli olduktan sonra geri gittiler. Bu hadiseyi anlamak için kafa yoranlar, kişinin çocukluk yıllarının ağır bastığını söylemektedirler. İstisna da olsa Anadolu'da doğup büyüyen bir kişi yok bunların arasında. Genel anlamda yaşlılar arasından yapılan bu tecihi bir de "Çifte vatandaş " olmaları tetiklemiştir. Resmiyette bazı zorlukları olmasına rağmen bu insanlar buna katlanmaktadırlar.

Türklere "Çifte Vatandaş " statüsü veren Bulgar makamları, lehlerine işleyen bu uygulamadan ülkelerine ciddi manada bir ekonomik kazanç sağladığı bellidir. Şöyle bir düşünürsek, genel anlamda ekonomik durumu iyi olan bu kişiler T C den gelen Emekli maaşlarını  Bulgar topraklarında harcamaktadırlar. Aynı zamanda Bulgar ekonomisine direk veya dolaylı yollardan katkıları oluyor. Bir yerde de geldikleri köylerde geri gidince karınca kaderince çalışmaları ekstradan ülke için bir avantajdır bence.

Uzun vadeli düşünülürse eğer, ikamet ettikleri yerlerde Türk varlığına hizmetten öteye, oralarını sahiplenmiş olmazlar mı. Ters orantılı nüfus düşüşü söz konusu olan yerlerde Türklerin şansı artmaktadır. Bir zamanlar sekiz milyon nüfusları altı buçuk milyona gerilemiştir. Deliorman, Gerlova, Dobruca ve Rodoplar gibi Türk bölgeleri şenlenecektir ve Türk varlığı söz sahibi olması için ayrı bir önem taşıyacaktır. Zaten içten içe böyle bir hesapları yaptıklarından dolayıdır ki Türk Milletini asimile edip Bulgarlaştırmak istediler. Böylece ekonomilerini alt üst etti bu Karl Marks, Leninci Jivkov tayfası...

Kafa takla giden Sosyalist sistemini Gorbaçov değiştirse bile, daha önceleri Polonya işçi Lideri Lev Walessa temelleri dinamitlemişti. İleriki zamanlarda Berlin duvarı da yıkıldı ve Sovyet Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını ilan ettiler. Yani "KİŞİ GÜCÜ KADAR ÇALIŞIP - İHTİYACI KADAR ALIR" sloganları yerle bir oldu...

Oysa ki bir dönem (1960 - 1980 ) çalışkan Türk halkı Bulgaristan ekonomisinin Lokomotifi olmuştu. Ovalar kırlar canlı canlı, kooperatif tarlaları bereket saçıyor, inşaat sektörü ve Fabrikalarda üretim yarışları vardı. Kim bozdu bu istikrarlı gidişi?

İdare yani BKP (Bulgar Komunist Partisi) yöneticileri. Asimilasyon projeleri (Soya dönüş) uydurmacalarına kendileri de inanmasına inanmadı da, emir vermişti baş diktatör Jivkov soysuzu. Netice ne oldu? Güzelim Bulgaristan Türk bölgeleri, mezbeldek diyarları haline geldi. Şimdi yine bir nebze ayağa kalkma çabalarına Türk Milleti Anadolu'dan kimi iş insanı olarak, kimisi ata toprağına sahiplenme düşüncesiyle ülkenin imarına soyundular. İşte Türk dediğin millet her zaman yapıcılığını pratikte dünya insanına sergilemektedir. "Bir Türk dünyaya bedel" sözlerini atası boşa söylememiştir. Benim çocukluğum ve gençliğim orada geçti. Rahmetli babam Medrese mezunuydu. 1965 yıllarına kadar çok değişik işlerde memurlukta bulundu. Uzun yıllar Muhtar olarak da görev yaptı. Benim Lise çağımda bana "sistem kendilerine çalışıyor, yöntem bulup Türk yurdu Anadolu'ya göçmeliyiz" demişti. Babamın düşüncelerini adım adım hayata geçirdik ve 1978'de Serbest Göçmen statüsü ile Ata Yurdumuza kavuşmuş olduk. Nurlar içinde yatsın. "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE"

Esen kalın

Eşref ÖZGÜR - Akdeniz Balkan Türkleri Federasyon'u Bilim Danışma Kurulu Üyesi

NELER SÖYLENDİ?
@
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA