TEKNOLOJİ
Giriş Tarihi : 14-09-2026 11:50

Yapay zekâ yarışında Türkiye için kritik uyarı

Yeditepe Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gaye Gencer, yapay zekânın ülkelerin ekonomik gücünü ve rekabetçiliğini yeniden şekillendirdiğini belirterek, Türkiye’nin eğitimden sağlığa, finanstan savunmaya, sanayiden kamu hizmetlerine kadar yapay zekâyı hızla ve doğru biçimde entegre etmesi gerektiğini söyledi. Gencer, “Yapay zekâ yarışının asıl kıt kaynağı yalnızca para, veri merkezi veya çip değil. Asıl sıkıntı nitelikli insan kaynağı” dedi.

Yapay zekâ yarışında Türkiye için kritik uyarı

ABD ve Çin’in başı çektiği yapay zekâ yarışında Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok ülkenin stratejik eylem planları ve yüksek bütçeli yatırımlarla hareket ettiğini ifade eden Prof. Dr. Gaye Gencer, Türkiye’nin de küresel dönüşüme hızla uyum sağlaması gerektiğini söyledi.

“2030’A KADAR 10 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM HEDEFLENİYOR”

Türkiye’nin 2026-2030 Yapay Zekâ Vizyonu ve Eylem Planı’nın Haziran 2026’da açıklandığını hatırlatan Gencer, plan kapsamında veri merkezi, bulut teknolojileri ve yapay zekâ altyapılarında 2030’a kadar özel sektör ağırlıklı en az 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Türkiye’nin veri merkezi kurulu gücünün de en az 1 gigavata çıkarılmasının hedefler arasında yer aldığını aktardı.

Planın en önemli başlıklarından birinin insan kaynağı olduğunu vurgulayan Gencer, iki yıl içerisinde 5 milyon kişiye yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi verilmesi, 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesinin hedeflendiğini söyledi.

“GENÇLERİMİZ YAPAY ZEKÂ ÜRETEN KONUMUNA GELMELİ”

Yapay zekâ yarışında insan kaynağının belirleyici unsur olduğuna dikkat çeken Gencer, “Genç nüfusumuzu yalnızca yapay zekâ kullanan değil, yapay zekâ geliştiren ve üreten bir insan kaynağına dönüştürebilmek en önemli hedefimiz olmalı. Ancak böyle bir durumda yapay zekânın üretkenliğe, verimliliğe ve sonuç olarak refaha katkısını sağlayabiliriz” dedi.

Gencer, önümüzdeki dönemde ülkelerin ekonomik gücünü yalnızca doğal kaynakları veya sermaye birikimlerinin değil, teknolojiyi ne kadar hızlı üretkenliğe dönüştürebildiklerinin de belirleyeceğini ifade etti. Bunun ise insan sermayesinin yapay zekâyı üretim ve verimlilik amacıyla kullanabilmesi ve geliştirebilmesiyle mümkün olacağını kaydetti.

“YAPAY ZEKÂ EĞİTİMİ İLKÖĞRETİMDEN BAŞLAMALI”

Yapay zekânın eğitim sistemine ilköğretim düzeyinden itibaren entegre edilmesi gerektiğini belirten Gencer, çocukların ve gençlerin yapay zekâyı yalnızca merak amacıyla kullanan bireyler olmaktan çıkarak, kendi üretkenliklerini artıracak şekilde kullanmayı öğrenmelerinin önemine işaret etti.

Yapay zekânın yaygınlaşmasıyla verilerin daha hızlı toplanması ve işlenmesinin yanı sıra bilgi akışının da daha etkin hale geleceğini söyleyen Gencer, üretim süreçlerinin yönetimi, lojistik ve finansal planlamada önemli verimlilik artışları sağlanabileceğini belirtti. Gencer, stok maliyetlerinin azaltılabileceğini, hatalı ve defolu ürün sayısının düşürülürken kalite seviyesinin artırılabileceğini ifade etti.

“DEĞİŞİME DİRENMEK YERİNE DEĞİŞİMİ YÖNETMELİYİZ”

Yapay zekânın iş gücü piyasasında da önemli dönüşümlere yol açacağını belirten Gencer, bazı iş kollarının ortadan kalkabileceğini, bazı alanlarda ise verimlilik artışıyla birlikte istihdamın azalabileceğini söyledi.

Tarihsel dönüşümlerin yeni iş alanlarını da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Gencer, Sanayi Devrimi’nden elektrikli makinelerle seri üretime geçişe kadar yaşanan teknolojik değişimlerin iş gücü piyasasında büyük dönüşümlere neden olduğunu hatırlattı. Gencer, “Değişime direnmek yerine değişimi yönetmek bizi ileriye taşıyacaktır” dedi.

“KAZANANLAR YATIRIMI KATMA DEĞERE DÖNÜŞTÜRENLER OLACAK”

Yapay zekânın “balon mu, gerçek mi?” tartışmasının da bu dönüşümün nasıl yönetileceğiyle bağlantılı olduğunu belirten Gencer, yapay zekâ yatırımlarının tek başına başarı getirmeyeceğini söyledi.

Gencer, “Önümüzdeki yıllarda kazananlar yalnızca yapay zekâya en fazla para yatıran ülkeler veya şirketler olmayacak. Yaptıkları yatırımı üretkenliğe, katma değere, ihracata ve sürdürülebilir ekonomik büyümeye dönüştürebilenler olacak” diye konuştu.

Gencer, dönüşüme yön veren, üretimin, istihdamın ve finansmanın geleceğini şekillendiren ülkelerin refah seviyelerini yükselteceğini, dönüşüme geç kalanların ise yeni sistem içerisinde yalnızca taklit eden konumunda kalma riski taşıdığını ifade etti.

AdminAdmin

Yönetici