Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar’ın “Milli Uzay Programı kapsamında uzaya gidecek ilk Türk Uzay Yolcusu olarak ülkemizi temsil etmenizin yaşattığı sevinç ve gurura, kültürümüzü ve şehrimizi dünyaya tanıtma mutluluğunu da eklediğiniz için teşekkür eder, çıkmış olduğunuz bu yolda başarılar dilerim.” notunun da içerisinde yer aldığı kutu Alper Gezeravcı’ya iletildi ve gerekli izinlerin ardından nesneler uzaya gönderilerek uzaya Mersin Üniversitesi'ne ait bir imza atılmış oldu.

“Eğirtmeç ile Nazarlıklar Ebatları ve Temsil Gücü Açısından Uzaya Gönderilmek İçin En Uygun Nesnelerdi”

NİHAL ERDEM MTAL MÜDÜRÜ HAKAN ÖRDEK: “RAMAZAN PAYLAŞMAKTIR” NİHAL ERDEM MTAL MÜDÜRÜ HAKAN ÖRDEK: “RAMAZAN PAYLAŞMAKTIR”

Nesnelerin Alper Gezeravcı tarafından uzaya götürülüş sürecinden bahseden Mersin Üniversitesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. İmran Gündüz Alptürker, “Alper Gezeravcı’nın 2023 yılının Mayıs ayında ‘Ben Silifkeliyim ve bir Yörük’üm. Yanımda da Yörük kültürüne ait nesneler de götüreceğim.’ ifadelerine yer verdiği röportajını, ilk olarak merkezimizin yönetim kurulu üyesi Doç. Dr. Hakan Alptürker izleyerek benimle paylaştı. Çok heyecanlandık, kendisi de bir Yörük olan Rektörümüz Prof. Dr. Erol Yaşar hocamızla konuyu istişare ettik. Sonrasında Mersin Üniversitesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak bu nesneleri takdim etmek istediğimizi belirterek Alper Gezeravcı ile iletişime geçtik.” dedi.

Gönderilecek nesnelerin karar verilmesi sürecine ait aşamaları da aktaran Doç. Dr. İmran Gündüz Alptürker, “İlk olarak, Yörük kültüründe önemli bir yere sahip olan nazardan korunmak için kullanılan, çaltı ağacından yapılan nazarlık olabilir önerisini sunduk. Bu konuda “Somut Olmayan Kültürel Miras Bağlamında Bir Amulet/Nazarlık Örneği: Çaltı” adlı makaleyi gönderdik. Kendisi fikri beğendi, ama başka neler olabilir üzerinde de istişare ettik. Çünkü hem temsil gücü en yüksek sembolleri seçmek istiyordu hem de program kapsamında götürülecek nesnelerin en fazla 20, 20, 5 cm ebatlarında ve en fazla 500 g aralığında olması gibi bir sınırlama vardı. Nihai olarak eğirtmeç ile kurt başı ve koçboynuzu şeklinde çaltıdan yapılmış nazarlıkların hem ebatları hem de temsil gücü açısından en uygun olanlar olduğuna karar verdik.” ifadelerini kullandı.

“Yörük Kültürünü Yaşatma ve Gelecek Nesillere Aktarma Sorumluluğumuzla Çalışmalarımıza Devam Edeceğiz”

Yörük kimliğinin görünürlüğüne, bilinirliğine sağladığı katkı için Alper Gezeravcı’ya ve Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar’a teşekkürlerini ileten Doç. Dr. İmran Gündüz Alptürker, “Bu sürecin içerisinde yer alan tüm insanlar, ortak iş birliği ile Yörük kültürüne hizmet motivasyonu ile bu ekibin bir parçası olmuşlardır ve destekleri çok kıymetlidir. Yörük çadırlarının dumanının tütmesi için Yörük kültürünü yaşatma ve gelecek nesillere aktarma sorumluluğumuz dolayısı ile bu ekibin içinde yer almak benim için de büyük bir onur ve gurur nedenidir. Üstlendiğimiz bu sorumlulukla Mersin Üniversitesi olarak çalışmalarımıza devan edeceğiz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Uzaya Gönderilen Nesneler Yörük Kültürünün İzlerini Taşıyor

Uzaya gönderilen nesnelerden eğirtmeç, Yörüklerin hayvanlardan kırkılan kıl ve yünü ip hâline getirmek için kullandıkları; oturacağı çadırdan, ununu, buğdayını koyacağı çuvala; çuldan, heybeye; annenin çocuğunu sırtına sabitlemesi ve taşımak amacıyla sarmasında kullandığı (hop ettiği) ipten, hayvanların yularına kadar ihtiyacı olan bütün dokumaların üretim sürecinin temel nesnesi olarak kullanılıyor. Uzaya gönderilen bir diğer nesne olan kurt başı ve koçboynuzu nazarlıklar ise yine Yörük kültürü içinde önemli bir diğer husus olan nazardan korunmak için kullanılıyor.

Özellikle Akdeniz Bölgesi’nde nazarı uzaklaştırılacağına inanılan çaltıdan yapılan bu nazarlıklar ev, araba, çocuk ve hayvanlarda sıklıkla kullanılırken; uzaya gönderilen nazarlıklardan kurt başı ise Türk mitolojisinde Türk’ün hayat ve savaş simgesi olarak değerlendiriliyor. Bir diğer nesne koçboynuzu nazarlıklar ise Anadolu’nun pek çok yerinde uğur ve bereket getirmesi, ocağa, mala mülke ve sağlığa gelecek nazarları kovması için evlerin, ahırların kapılarına ve meyve ağaçlarına asılıyor.