Özellikle büyük ASD'lerde kalbin sağ tarafına normalden fazla kan geçmesi, zaman içerisinde sağ kalp boşluklarında genişlemeye ve akciğer dolaşımında değişikliklere neden olabiliyor. Geçmişte kapatılması gereken kalp deliklerinde cerrahi yöntemler sıklıkla uygulanırken, gelişen girişimsel çocuk kardiyolojisi teknikleri sayesinde günümüzde uygun hastalarda açık kalp ameliyatına gerek kalmadan tedavi gerçekleştirilebiliyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, özellikle sekundum tip ASD bulunan çocuklarda anatomik koşulların uygun olması halinde kalp deliğinin kateter aracılığıyla kapatılabildiğine dikkat çekerek, doğru hasta seçimi ve ayrıntılı kardiyolojik değerlendirmenin tedavi sürecindeki önemini vurguluyor.
ASD NEDİR VE NEDEN KAPATILMASI GEREKEBİLİR?
ASD, kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasındaki duvarda bulunan doğumsal açıklıktır.
Bu açıklık nedeniyle kanın bir bölümü sol kulakçıktan sağ kulakçığa geçebilir. Özellikle büyük açıklıklarda kalbin sağ tarafına ve akciğerlere normalden fazla kan yönlenebilir.
Zaman içerisinde kalbin sağ odacıklarında genişleme ve dolaşım sistemi üzerinde ek yük oluşabilir.
Her ASD'nin kapatılması gerekmez. Ancak belirgin kan geçişine bağlı sağ kalp genişlemesi bulunan, EKG değişiklikleri olan, şikâyetleri olan çocuklarda, açıklığın kapatılması gündeme gelebilir.
ÇOCUKLARDA ASD, ANJİYO İLE NASIL KAPATILIR?
ASD'nin kateter yoluyla kapatılması, girişimsel çocuk kardiyolojisinde uygulanan yöntemlerden biridir.
İşlem genellikle kasık bölgesindeki toplardamardan girilerek gerçekleştirilir. İnce bir kateter yardımıyla kalbe ulaşılır ve özel olarak tasarlanmış kapatma cihazı açıklığın bulunduğu bölgeye yerleştirilir.
Kapatma cihazı, kalbin iki kulakçığı arasındaki duvarın her iki tarafında açılarak deliği kapatacak şekilde konumlandırılır.
İşlem sırasında anjiyografik görüntüleme ve ekokardiyografi yöntemlerinden yararlanılarak cihazın doğru yerleşimi kontrol edilir.
Uygun hastalarda bu yöntem, göğüs kafesi açılmadan kalp deliğinin kapatılmasına olanak sağlayabilir.
HER ASD ANJİYO İLE KAPATILABİLİR Mİ?
Kateter yöntemi tüm ASD türlerinde uygulanamaz.
Özellikle sekundum tip ASD bulunan ve kapatma cihazının güvenli biçimde yerleştirilebilmesi için yeterli doku kenarlarına sahip çocuklar bu tedavi açısından değerlendirilebilir.
Deliğin çok büyük olması, uygun doku desteğinin bulunmaması veya açıklığın kalbin farklı anatomik bölgelerinde yer alması cihazla kapatma işlemini sınırlayabilir.
Bu nedenle işlem öncesinde ayrıntılı ekokardiyografi değerlendirmesi yapılması önemlidir.
Primum ve sinüs venozus tip ASD'lerde genellikle cerrahi tedavi gerekir, ancak -buraya küçük bir not koymamız gerekir ise- günümüzde bu tip defektlerin de anjiyografi ile kapatılması konusunda çalışmalar devam etmektedir.
ASD'NİN ANJİYO İLE KAPATILMASININ AVANTAJLARI NELERDİR?
Uygun hastalarda kateter yöntemi, açık kalp ameliyatına kıyasla daha az invaziv bir seçenek sunabilir.
Göğüs kafesinin açılmaması, büyük bir cerrahi kesi gerekmemesi ve hastanede kalış süresinin çoğu zaman daha kısa olması bu yöntemin başlıca avantajları arasında bulunur.
Çocuklar genellikle işlem sonrasında kısa süre içerisinde günlük yaşamlarına dönmeye başlayabilir. Ancak fiziksel aktivite ve spor konusunda hekimin belirlediği kısıtlamalara uyulması gerekir.
Bununla birlikte cihaz yerleştirilmesine bağlı ritim bozukluğu, damar komplikasyonları, cihazın yer değiştirmesi veya nadiren kalp dokusunda hasar gibi riskler de bulunmaktadır.
İŞLEM SONRASINDA NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
ASD kapatma işlemi sonrasında düzenli çocuk kardiyolojisi kontrolleri önem taşır.
Ekokardiyografi ile cihazın konumu, kalp içerisindeki kan akımı ve açıklığın kapanma durumu değerlendirilir.
İşlem sonrasında belirli bir süre pıhtı oluşumunu önlemeye yönelik ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca bazı hastalarda belirli dönemlerde enfektif endokardit önlemleri gerekebilir.
Kontrol süreci çocuğun yaşına, kalbin yapısına ve işlemin özelliklerine göre planlanır.
DOĞRU HASTA SEÇİMİ TEDAVİ BAŞARISINI ETKİLER
Çocuklarda ASD'nin anjiyo ile kapatılması, uygun anatomik özelliklere sahip hastalar için etkili bir tedavi seçeneği olabilir.
Ancak en doğru yöntemin belirlenmesinde yalnızca deliğin büyüklüğü değil, bulunduğu bölge, kalbin diğer yapılarıyla ilişkisi ve dolaşım üzerindeki etkileri de dikkate alınmalıdır.
Ayrıntılı çocuk kardiyolojisi değerlendirmesi sayesinde hangi çocukların kateter yöntemiyle, hangilerinin cerrahi yöntemlerle tedavi edilmesi gerektiği belirlenebilir.