EKONOMİ

Sorunun çözümü: Alım garantisi

MTSO 3 No’lu Hububat ve Bakliyatın İşlenmesi ve Ticareti Meslek Komitesi Meclis Üyeleri, bakliyatta yurtiçi ve yurtdışında yaşanan gelişmelere bağlı olarak artan fiyatların düşürülmesinde devlet desteğinin önemine dikkat çekti.

Abone Ol

MTSO 3 No’lu Hububat ve Bakliyatın İşlenmesi ve Ticareti Meslek Komitesi Meclis Üyeleri, bakliyatta yurtiçi ve yurtdışında yaşanan gelişmelere bağlı olarak artan fiyatların düşürülmesinde devlet desteğinin önemine dikkat çekti.

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 3 No’lu Hububat ve Bakliyatın İşlenmesi ve Ticareti Meslek Komitesi Meclis Üyeleri bakliyatta yaşanan sorunları dile getirip çözüm önerilerini sundu. Bakliyat fiyatlarındaki artış nedenlerini sıralayan Meclis Üyeleri Mert Hazar ve Veysel Memiş, çözüm önerileri sundu. Devlet kurumları tarafından verilecek alım garantileri ya da çiftçinin eğitilmesiyle üretim maliyetlerinin düşürülmesi çözüm önerileri arasında yer aldı.

Hazar: “3 kat artan navlun fiyatlara yansıdı”
3 No’lu Komite Meclis Üyesi ve Arbel Bakliyat Yönetim Kurulu Başkanı Mert Hazar, temel gıda maddelerinde insanların eskisi gibi stok yapmadığını söyledi. Fiyatlar artsa da alım gücünün artmadığını kaydeden Hazar, geçmişte 2-3 kilo bakliyat alan kişilerin bugün bir kilo ile günü kurtarmaya çalıştığını bildirdi. Bu nedenle büyük tonajlı bir Ramazan ayı yoğunluğu yaşanmadığına işaret eden Hazar, satışların rutinde devam ettiğini söyledi. Yurtdışında da sıkıntılar yaşandığını ifade eden Hazar sözlerini şöyle sürdürdü: “Yurtdışında özellikle deniz navlunlarındaki ciddi artışlar büyük sıkıntı. Bunun başlıca sebebi konteyner bulunamaması. Yılbaşından bu yana fiyatlar 3 katına çıktı. Artan fiyatlar maalesef pazar kayıplarına neden olabiliyor. 2021 pahalı bir yıl ve fiyatlar da artmaya devam ediyor.”
Benzer şekilde ithal ürünlerin de yurtdışından pahalı getirilebildiğini kaydeden Hazar, buna artan döviz kurları ve yurtiçinde kuraklık nedeniyle rekoltelerdeki düşüş eklenince iç piyasada da fiyatların arttığını söyledi. Bakliyat ve hububat ürünlerinin fiyatlarında birbirini etkileyen bir denge olduğuna da değinen Hazar, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yükselen mercimek fiyatlarının beraberinde nohut ve bezelye fiyatlarını da yükselteceği bilinmektedir. Örneğin, Hindistan gibi ülkeler bakliyatı çok tükettiği için artan mercimek fiyatları karşısında daha uygun fiyatlı olan nohut veya bezelye ithalatına ağırlık verince doğan talep artışı bu ürünlerin de fiyatını yükseltebilir.”
Son olarak sektör sorunlarının çözümü için devletin tarımsal üretimi sanayi üretimi ile birlikte ele alması gerektiğini kaydeden Hazar, ihracatın da unutulmaması gerektiğini vurguladı. “Çiftçinin düşük maliyetli, yüksek rekolteli tarımsal üretime yönelmesi gerekir. Katma değeri yüksek gıda üretimi yapan sanayicilerle bu ürünleri ihraç edebilecek girişimler desteklemelidir” diyen Hazar, destek sözünün ise sadece maddi deste olarak anlaşılmaması, eğitimi, yol göstericiliği, ufuk açıcılığı ve cesaretlendirmeyi de içermesi gerektiğini söyledi.

Memiş: “Bugünden önlem alınırsa kuraklık sorunu çözülebilir”
3 No’lu Komite Meclis Üyesi ve Memişoğlu Tarım Ürünleri Genel Müdürü Veysel Memiş ise sözlerine Türkiye’deki rekolteleri değerlendirerek başladı. Kuraklığın yansımasının ürün bazında farklılık gösterdiğini kaydeden Memiş, “Örneğin kırmızı mercimek için çok ciddi bir kayıp beklemiyoruz. Buğdayda ise kuru tarım yapılan alanlarda ortalama yüzde 20-30’luk bir kayıp yaşanırken sulu tarım yapılan alanlarda yer yer aynı oranda artışlar söz konusu. Bahsedildiği gibi buğdayda ciddi bir eksikliliğin olduğunu düşünmüyoruz. Bugünden tedbir alınması halinde sorunun çözülebileceğine inanıyorum. Nohut ve fasulye hasadı ise henüz başlamadı” dedi.
Navlun sorunu nedeniyle ithalatta da ihracatta da fiyat artışlarının yaşandığını dile getiren Memiş, yurtdışından gelen ürünlerin fiyatının artmasının yurtiçinde üretilen ürünlere de yansıdığını belirtti. Buğday da dahil olmak üzere fiyatların yükselme eğiliminde olduğunu vurgulayan Memiş, “İyi kontrol gerektiren bir süreçteyiz aksi halde fiyatlar artmaya devam edecek gibi görünüyor” değerlendirmesini yaptı. Konteyner sorununun uzun süredir yaşandığını dile getiren Memiş, “Konteyner yok deniyor ama herkes bir şekilde ürününü gönderiyor. İhracat rakamlarına bakıyoruz yaklaşık yüzde 5’lik artış varken konteyner yokluğu yüzde 50-60’lar gibi gösterilmeye çalışılıyor. Aradaki bu dengesizliği anlamak zor” diye konuştu.
Bakliyatta fiyat artışlarının önüne geçmenin tek yolu olarak üretimi gösteren Memiş şunları söyledi: “Çiftçi ürününü ne fiyatla satabileceğini bilirse rahat ve kendinden emin üretim yapar. Bunun en büyük kanıtı nohut. Bu ürün özelinde Türkiye’nin ithalatçı konumundan bir anda dünyanın en büyük ihracatçıları arasına girmesinin sebebi TMO’nun nohuta alım garantisi vermesidir.”
Aynı zamanda eğitimin önemini de vurgulayan Memiş, çiftçinin üretim maliyetlerinin azaltılmasına yönelik eğitilmesi gerektiğini söyledi. Kanadalı çiftçilerin çok iyi kazançlar elde ettiğini hatırlatan Memiş, “Biz de çiftçiliği, üretimi özendirmeli, doğru uygulamalarla bu sektörden iyi kazanç sağlayabileceğini göstermeliyiz. Ziraat Meslek liseleri adı altında okullar açılmalı. Sanayiciler olarak bunu desteklemeye hazırız” ifadelerini kullandı.